skip to Main Content
Nasıl Kahraman Oldum? – Akıl Almaz Maceralar

Nasıl Kahraman Oldum? – Akıl Almaz Maceralar

Kayıp bir köpek, şüpheli adamlar, esrarengiz ipuçları ve macera arayan dört arkadaş aynı hikâyenin içinde bir araya gelirse ne olur? Akıl almaz şeyler olur…

Okuldan eve dönerken yaşadığı bir tehlike ve ardından gelişen olaylarla Efe’nin hayatı bir anda âdeta bir film setine döner. Günlerce süren soluk soluğa kovalamacalar, takip edilen ipuçları ve zekice yapılan planlar sonucunda Efe ve arkadaşları kendilerini müthiş bir dedektiflik macerasının içinde bulurlar.

Cesur dostunu kurtarmak uğruna büyük bir tehlikeyi göze alan Efe’nin kahramanlık hikâyesinde heyecan, gerilim ve kahkaha bir arada…

Nasıl Kahraman Oldum? – Akıl Almaz Maceralar

Kitaptan Alıntılar

Adam hafif bir kahkaha attı. Bu sırada ağzından tükürükler saçıldı. Elini de bu arada
cebine atmıştı. Koşmaya karar verdim. Beni yakalayabileceğini sanmıyordum. Tam
kaldırımla bahçe duvarının kenarından ileri atıldığım sırada ayağını uzatıp çelme taktı
ve ben iki seksen yere uzandım. Alnımı yere çarpmıştım. Kafamı kaldırdığımda adamın
elinde güneş ışığında parıldayan metal bir şey gördüm.
Bir bıçak.
“Cüzdanını ver,” dedi adam hırıltılı bir sesle.
Elimi arka cebime doğru uzattığım sırada arkamdan bir hırlama sesi geldi. Ve ben daha
kafamı çevirmeden bir yaratık adamın üzerine atlayıp yere devirdi.
Yaratık diyorum çünkü başımı da çarpmamın etkisiyle etrafı yarı bulanık görüyordum.
Biraz gözlerimi ovuşturup bakınca, yerde feryat eden adamın üzerindeki yaratığın bir
köpek olduğunu gördüm.
Galiba rüyam devam ediyordu.
...
“Hey, hey, hey! Sakin ol bakalım! Bir çözüm yolu bulup seni bu pisliğin içinden
kurtaracağız dostum!”
“Oğlum çakma Hollywood aktörü rollerini bırak da bir akıl ver! Birazdan hava
kararacak!” dedim köpeğin başını okşayarak.
“Sen merak etme! O iş çantada kanarya,” dedi Şeref sesini yine kalınlaştırarak.
“Kanarya mı?” dedi Kürşat.
“Neydi o ya! Serçe miydi? Bir kuştu işte.”
“Keklik,” dedim gülerek.
“Her neyse işte. Ha kanarya, ha keklik. Sonuçta kuş çantada.”
...
Arabada film muhabbeti devam ederken ben zihnimden kendimle konuşmaya devam
ettim.
“Ben filmi beğendim de asıl film evde. Gece matinesinde hepimizi bir gerilim filmi
bekliyor. Of Allah’ım ya? Ne olur şu geceyi olaysız bir atlatabilsek… Gerçi yarın ne
yapacağımızı da bilmiyorum ama bir çözüm buluruz herhalde.”
Evin bulunduğu sokağa gelmiştik. Arabanın sokağa girmesiyle birlikte annem bir çığlık
attı. Oturduğum yerden bir şey göremiyordum. Bir şeylerin ters gittiğini anladım ve
eğilip ellerimle yüzümü kapattım.
Annem, “Aman Allahım, aman Allahım,” diye bağırıyordu.
Babamın da sesi oldukça telaşlı geliyordu.
“Hay Allah! Bu ne ya? Hayatım, sakin ol! Lütfen sakin olun.”
Büyük bir korkuyla başımı hafifçe kaldırdım ve arabanın ön camından ileri doğru
baktım.
Gördüklerim karşısında nabzım hızlandı, nefesim kesilecek gibi oldu.
Kâbus devam ediyordu.
...
Polis eğilip görüntüyü biraz daha başa aldı ve köpeğin tam kapıdan çıktığı anda
dondurdu.
“Eğer evde bir köpek olduğunu söyleseydiniz bu kadar uğraştırmazdınız bizi. Niye
söylemediniz?”
Annem ve babam aynı anda bağırdılar;
“Köpek mi?”
Aynı anda söyledikleri bu cümleden sonra, koroya ablam Cemre de katıldı ve bu sefer
üçü birlikte tek bir kelime söylediler.
“Efe!”
Salonda herkes dönüp bana baktı. Ben de önüme baktım. Artık sona gelmiştik. Sakin bir
şekilde açıklama yapacaktım. Tam ağzımı açıp ilk kelimeyi söyleyecekken, salona tanıdık
bir ses doldu.
“Hav hav hav!”
Herkes önce birbirine baktı. Sonra anlaşmış gibi hep birlikte salon camının önüne gittik
ve aşağıya baktık.
Ve aşağıda, havuzun yanında kuyruğunu sallayarak bize doğru bakan ve neşeyle
havlayan bir köpek gördük.
Babam, “Efe, bir açıklaman olacak mı oğlum bahçedeki bu arkadaşla ilgili? Kim bu?” diye
sordu.
Gözlerimi bahçede neşeyle havlayan köpekten ayırmadan bir süre düşündüm. Sonra
yaşadığım anın stresini unutmuş bir halde, gözlerim parlayarak, “Cesur,” dedim.

Satış Noktaları

Back To Top