Sensiz Ama Seninle (Sert Kapak)

Sensiz Ama Seninle (Sert Kapak)

Belki hayal meyal hatırlarsın beni. Hazırlık sınıfına girer girmez yıllardır hayallerimi süsleyen o dünya güzeliyle karşılaşmış gibi oldum. Onun canlı misaliydin adeta.

Bir anda tüm sesler kesildi. Zaman durdu. Mekân seninle doldu. Önden ikinci sırada oturuyordun. Yanına ilişmek istedim, cesaret edemedim. Şöyle arkalarda bir yere, seni görebileceğim bir sıraya oturdum.

Hoca hem konuşuyor hem de tahtaya bir şeyler yazıyordu. Fakat ben ne dersi dinliyor ne de not alıyordum. Ben o sırada seni okuyor, seni yazıyordum. Benden yana dönmeni, bir kerecik olsun bana bakmanı bekliyordum. Bakmadın. Dikkatle dinliyordun anlatılanları. Elinde kalem bir şeyler yazıyordun.

Bütün gün seni kolladım. İsmini bile bilmiyordum henüz. Sana isimler yakıştırdım. Fakat sen başka bir isimle çıktın karşıma: Selma! Arap şiirinde soyut sevgilinin ismiydi bu. Hasreti çekilen ama ulaşılamayandı. Ve öyle de oldun!

Seni tanıdıktan, sana sevdalandıktan, senin hayalinle yaşamaya başladıktan sonra anladım ki, şu fani ömrüm ulaşılamayanın peşinden koşmakla geçecek! Bir yanda hayal vardı, öbür yanda gerçek. Benim payıma hayal düşmüştü. Hayat sahnesindeki rolüm belli olmuştu: 

Sen yaşayacaktın, ben yazacaktım…


Kitaptan Alıntılar

Kızıl saçlı güzel kadın, bir zamanlar sevdikleri ve sevenleriyle dolu olan bu evde şimdi yalnızdı. Kalbinde bir daralma hissedince bahçeye çıktı. Patika yolu takip ederek havuza kadar yürüdü. Bir ıhlamur ağacının altına oturdu. Ellerini yere koyup kollarını destek yaparak gökyüzünü seyretti bir süre.
Güneş guruba meyletmiş, batı tarafında Ay bir erkenci yıldızla birlikte belli belirsiz görünür olmuştu. Tepeleri altın sarısı ağaçların gölgeleri uzamış, çimenleri kaplamıştı.
Havuza akan suyun şırıltısını dinlerken kalbini akşamın hüznü kapladı. Hatıraları canlandı. Henüz küçük bir çocukken kuzenleriyle birlikte tasasız koşar oynardı bu bahçede. Etrafına baktı, mazi insanlarını hayalen görür gibi oldu.
Uzun süredir peşini bırakmayan bir ruh gurbetini daha sık yaşamaya başlamıştı son günlerde. Efkarlı zamanlarında kendini bahçenin derin sükununa bırakıyor, maziyi hatırlıyor, şimdiyi unutmaya çalışıyordu.
Hayal aynasına yansıyan görüntüleri seyrederken firkat yüklü bir rüzgar esti. Kadının saçları dalgalandı. Başının üstündeki yapraklar hışırdadı. Etrafa ıhlamur kokusu yayıldı. Havuzdaki su ürperdi.
Yere sırtüstü uzandı. Gür saçlarını koyu yeşil çimenlere sereserpe yaydı. Ellerini narin boynunun altında kenetledi. Nemli gözleriyle gökyüzünü süzdü bir süre. Derin bir nefes alıp verdikten sonra melal yüklü bir sesle “Uzaklarda bir yerde, kim bilir nerede, beni seven biriyle daha mutlu, daha huzurlu olabilirdim” diye mırıldandı.
Bir ayak sesi duyunca, incecik kaşlarını birbirine yaklaştırıp, geniş alnını birazcık kırıştırarak dikkatle dinledi. Bahçe kapısı tarafından geliyordu ses.
Demir kapı gıcırdadı. İçeriye biri girmiş olmalıydı. Hemen ayağa kalktı. Sesin geldiği tarafa doğru yürüdü. Genç bir adamla karşılaştı.
“Buyurun, kime bakmıştınız?”

Satış Noktaları

Ara