Şimdi Gözlerini Açabilirsin

Şimdi Gözlerini Açabilirsin

“Sen hiç çiğ damlası gördün mü?” diye sordu.

“Gördüm elbette.”

“Çiğ damlası bir gülün üzerinde ne kadar güzel durur, değil mi? Ama o güzelliğin ömrü güneş çıkana kadardır.”

 

Sonra dönüp yürümeye başladı. Çaresiz bir şekilde arkasından bakarken, “Seni seviyorum!” diye bağırdım. Ya da bağırmadım. Emin değilim. Ama ağzımdan çıkan cümlenin, kalabalığın arasında pembe bir duman gibi onun peşinden gittiğini gördüm.

 

Kahverengi, kırçıllı beresi kalabalığın arasında kaybolana kadar betona çakılmış bir heykel gibi durdum. Bir son nefes gibi ciğerlerimden kopan son cümlemi duyup duymadığından emin değildim ve bunu hiç öğrenemeyeceğimi düşünüyordum. Ama yanılıyordum…

 


Kitaptan Alıntılar

1. Her şey yazıldığı gibi yaşanır.

2. Yepyeni bir yabancı dil öğreniyordum onunla. Grameri olmayan ve kelime ezberleme gerektirmeyen bir dil… Sadece iki insanın yaşadığı bir ülkenin dili…

3. Başını önüne eğip ellerini inceleyerek, “Sen niye Londra’ya geldin?” diye sordu tekrar. “Anlatamam” dedim. Bu cevabımın bilinçaltımdan fışkıran “Sana her şeyi anlatacağım” cümlesinin mahcup bir çevirisi olduğunu anlamış gibi gülümsedi.

4. Bazı durumlarda kendimi kola şişesinin içine konmuş tarhana gibi hissediyorum. Dışımda Amerikan özentisi, içimde bir Anadolu esintisi...

5. İçimde bir hastanenin acil servisindeki telaş ve panik yaşanırken, dışım bir musalla taşının mermeri kadar soğuk ve sakin...

6. İnsanın gidecek bir evinin olmaması elbet kötüdür ama bir evi olduğu halde gidememek daha kötüdür...

7. Eğer iki kişi arasında bir çekim varsa, kelimeleri süslemenin, manayı parlatmanın hiç gereği kalmıyor. Ama zorlama bir şeyler yaşanıyorsa, hiçbir kelime makyaj tutmuyor.

8. Edebiyat tarihine damga vurmuş yabancı bir şiiri anadiline çevirmeye çalışan bir mütercim gibi, kucağımda meramımı bir türlü ifade edemeyen yorgun kelimelerle kalakaldım.

9. Toprağın altı, toprağın üstündekiler için milyon sayfalık bir kitaptı ve o kitabı okumaya cüret edenler her zaman toprağa en yakın olanlardı.

10. Kendimden kaçtığımı zannederken, kendime daha çok yaklaşıyordum.

11. Ayakkabısı sıkan bir insan için dünyanın ne kadar büyük olduğunun hiç önemi yok. Benim de ruhum daracık bir odaya hapsedilmişken, ne kadar uzağa gittiğimin bir önemi yoktu.

12. Öğrendiğim her yeni kelime, tanıştığım yeni bir insan gibi mutluluk veriyor bana.

13. Hayatım isteyip yapamadığım ve istemeden yaptığım şeylerle dolu...

14. Gülmek fiilini hayatın içinde hiç bu kadar hüzünlü görmemiştim. Beyin kaslara “Gül!” emri vermiş ama gönül mahzun olduğu için gözlere ışık gitmemişti. O anda dünyanın en yoğun hüzünlerinin, gülümsemenin ardına saklandığını anlamıştım.

Satış Noktaları

Ara