skip to Main Content
Sultanın İntikamı (Dedektif Milas)

Sultanın İntikamı (Dedektif Milas)

İstanbul Üniversitesi’nden gelen bir cinayet ihbarı Dedektif Milas ve Şifreli Dosyalar ekibini harekete geçirir. Maktul, üniversitenin tarih bölümünden bir profesördür.

Bir gece önce de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden yüzyıllar öncesine ait antika bir gümüş sikke çalınmıştır. Çalınan sikkenin maktulün hemen yanı başında bulunması ise olayı daha karmaşık hale getirir.

Dedektif Milas ve Şifreli Dosyalar ekibi bu kez gizemli bir tarih cinayetiyle karşı karşıyadır… Ve olayın izlerini yüzyıllar öncesinde arayan Milas’ın gerçeğe ulaşabilmek için tarihin esrarengiz dehlizlerine girmesi gerekecektir.

Tarihin gizemli gerçekleri ile şifreli ipuçlarının bir araya geldiği heyecan dolu bir İstanbul polisiyesi!

Sultanın İntikamı (Dedektif Milas)

Kitaptan Alıntılar

“Sevginin değil, saygının tükendiği yerde savaşlar başlar!”
...
“O anda yüzünde katilini görmüş bir kurbanın dehşetli ifadesi vardı.”
...
“Her Fatih’e bir Akşemseddin gerek!”
...
“Surat ve boynundaki yanma hissi her geçen saniye daha da artıyordu. Karşısında gözle
görünmeyen bir ejderha fütursuzca yüzüne ateş üflüyordu sanki.”
...
“Bilirsiniz ya komiserim, tarihçiler arasında çok sık çatışma olur. Onların kavgaları da
hengâmelidir, ölümleri de...”
...
“Üniversiteler aksine kan akmasın diye eğitim veriyordu. Burada kişinin silahı bıçak tabanca
değil, kalem ve mürekkep olmalıydı.”
...
“Tabanca ve bıçaklı cinayetlerde kişi çoğu zaman katilini görebiliyordu. Ancak zehir
koskocaman bir muamma deryasına açılan anahtar görevi görüyor olmalıydı.”
...
“Her kurban katilini görmeyi hak eder!”
...
“Yirmi senelik iş hayatında ne masum suratlı insanlardan cellat çıktığına şahit olmuştu.”
...
“Dedektife göre insan hayatı satranç oyunundan çok da farklı değildi aslında. Piyonlar, filler,
kaleler, vezirler, şahlar ve daha fazlası... Her bir insanın bu satranç tahtasına benzer hayatta
bir rolü ve hareket etme kabiliyeti vardı.”
...
“Öğrenci psikolojisi her yaşta aynıydı. Şayet iyi bir not almışsanız, ‘aldım’ kelimesini
kullanıyor; ama oldu ki düşük bir not gelmişse ‘hoca verdi’ deyip geçiyordunuz.”
...
“İnsan tarihini çok iyi bilmeli; ama asla geçmişe asılı kalmamalı...”
...
“Bu cinayetin kökeni ilginç bir şekilde Cem Sultan’a dayanıyordu. Yüzyıllar önce yaşamış bir
şehzade nasıl bir cinayete konu olabilirdi? Şu anda asıl düşünülmesi gereken soru buydu.”
...
“İnsan, mezarlıkların yanı sıra müzelerde de ölümü hatırlıyor, yoğun duygular içerisine
giriyordu.”
...
“Profesör koskocaman bir sırla göçmüştü bu dünyadan. Cesedi dahi dünyaya öyle bir
küsmüştü ki, tek kelime etmemişti Milas’a.”
...
“Beyninin içinde onlarca kişi satranç oynuyordu sanki... Her bir oyundaki her bir hamleyi
düşünür hale gelmişti.”
...
“Dedektifler ise tam tersini yapıyordu çoğu zaman. Yeri geliyor sadece geçmişi ve geleceği
düşünüyordu. Üzüntünün ve endişenin kalın duvarlarla ördüğü ve kişiyi içine hapsettiği
geçmişi ve geleceği...”
...
“Saltanatta akrabalık yoktur.”
...
“Tarih kocaman bir yalan; biz tarihçiler de bu yalanı süsleyip insanların önüne koyan şirin
görünümlü yalancılarız.”
...
“En iyi görünümlü birinin içinden canavar, en kötü görünümlü birinin içinden masum bir
çocuk çıkabilir.”
...
“Bir dedektif olarak objektif düşünmeli, hamlelerimi ona göre yapmalıyım. Duygu ve hisler
bizim en büyük düşmanımızdır. Gerçeklerin de katili...”
...
“Nasıl ki matematik zihni beslerse, şiirler de ruhu besler...”

Satış Noktaları

Back To Top